📜 İsmin Kökeni: Torbalı; tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıkların merkezi içerisinde kalmış olup, ismini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan "Metropolis", bir diğer adıyla "Triyanna" ya da "Tripolis"ten aldığı rivayet edilmektedir.
🕰️ Yerleşim ve Medeniyetler
Bugünkü Torbalı, Küçük Menderes havzasında verimli topraklar üzerinde kurulmuştur. Ephesos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Kolophon (Değirmendere), Nation (Ahmetbeyli) ve Nif (Kemalpaşa) antik kentleri arasında kalan bölgede ilk yerleşim M.Ö. 3000 yıllarında gerçekleşmiştir.
Bölge; Metropolis kentiyle birlikte M.Ö. 2500 yılında Hititler zamanında gelişmiş, M.Ö. 7. yüzyılda Lydia zamanında en parlak çağını yaşamıştır. Tarih boyunca sırasıyla Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları ile Frigya, Lydia, Pers, Roma ve Bizans dönemlerine ev sahipliği yapmıştır. 1071-1317 tarihleri arasında Selçuklular ve Aydınoğulları, daha sonraları ise Osmanlı dönemi yaşanmıştır.
Osmanlı Dönemi
Torbalı'nın Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması, 1390 yılında Yıldırım Bayezit’in şehzadesi Ertuğrul Bey'in vali olarak Aydın’a atanmasıyla başlamış ve İzmir Sancağına bağlı bir birim olarak kayıtlara geçmiştir. 1414 yılında Çelebi Mehmet’in İzmir’i almasıyla bölge tamamen Osmanlı yönetimine girmiştir.
İşgal ve Cumhuriyet
1. Dünya Savaşı sonrası 15 Mayıs 1919 - 7 Eylül 1922 yılları arasında işgal altında kalan ilçe, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur. Cumhuriyetin ilanı sonrası 26 Haziran 1926 tarihinde ilçe statüsü kazanmış, 1927 yılında ise belediyelik olmuştur.
🏛️ METROPOLIS ANTİK KENTİ
"Ana Tanrıça Kenti" anlamına gelen Metropolis; İzmir ili, Torbalı ilçesine 12 km uzaklıktaki Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerine kurulmuştur. Verimli Kaystros (Küçük Menderes) Ovası’na hâkim konumda yer alan kent, antik dönemde Smyrna ile Ephesos arasındaki yol üzerinde stratejik bir öneme sahipti. Ünlü coğrafyacı Strabon, Metropolis'i Ege Bölgesi'nin ünlü şarap merkezleri arasında saymıştır.
Arkeolojik Bulgular ve Mimari
1989 yılından beri yürütülen kazı çalışmalarında, Akropolde Erken Tunç Çağı ve Hitit Dönemi'ne ait izlere rastlanmıştır. Kent asıl gelişimini M.Ö. 3. yüzyılda Helenistik Dönem'de yaşamış; Stoa, Tiyatro ve Bouleuterion (Meclis Binası) gibi anıtsal yapılar inşa edilmiştir. Roma döneminde ise Hamam, Gymnasium ve zengin evleri ile ihtişamını korumuştur.